İçeriğe geç

Koşmanın kuralları nelerdir ?

Koşmanın Kuralları Nelerdir?

Hepimiz en az bir kez, hayatımızın bir anında koşmayı denemişizdir, değil mi? Koşmak… Kimine göre özgürlük, kimine göre kaçış, kimine göre ise kasları bozan, nefes nefese bırakan bir işkence. İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, arkadaş ortamında espriler yapmaktan bir an bile geri durmayan biri olarak, koşmanın bana kattığı bir dünyayı anlatmaya çalışacağım. Bazen kendi içinde bir komedi, bazen de ciddi bir dram olan bu eylem, bence gerçekten bazı kurallar gerektiriyor. Tabii, kurallar deyince aklınıza ciddi bir antrenman programı gelmesin; burada koşmanın kuralları, daha çok bu aktiviteyi sıradanlaştıran, bazen de komikleştiren anlık deneyimlere dair.

Koşma vs. Yavaş Yürüyüş: Kim Kazanır?

Koşmanın en temel kuralı, “Koşmak için koşmalısın!” Belki de şu ana kadar gördüğünüz en derin ve anlamlı cümle. Koşmaya karar verdiniz, şimdi sıra geliyor vücudu ikna etmeye. Hani şöyle bir şey oluyor: İster istemez insan vücudu bir süredir oturduğunda, koşmaya başlamak bayağı bir can sıkıcı hale gelebiliyor. Ve işte o an, birinci kural devreye giriyor: “Koşmaya başladığında, sonuna kadar gitmelisin.” Yani, yavaş bir yürüyüş değil bu. Bir adım attın, o kadar. Sonra bir adım daha attın… Ama bir bakmışsın, zaten bir bakışta tükenmişsin.

“Ya bir saniye, koşmaya başlamadan önce neden kahvemi içmiyorum? Biraz daha dinlenip sonra başlasam mı?” iç sesim devreye giriyor, tabi. “Yok yok, duramam! Artık başlıyorum.”

Dışarıda koşuyorsun ama iç sesin her zaman bir şekilde seni zorluyor. O yüzden, koşmanın bir diğer kuralı da: “İç sesini sustur, yoksa sen susarsın!”

Koşmaya Başlamadan Önce Gerçekten Hazır Mısın?

Koşmanın bir başka kuralı da, başlamak kadar bitirmenin de önemli olduğudur. Başlangıç çok güzel, heyecan verici. Hafif bir ter atmaya başlıyorsun, kalp biraz hızlanıyor, kaslar bir şekilde uyanıyor ve beden “Beni takma, ben hallederim!” moduna geçiyor. Ama sonra, bir 5 dakika geçiyor ve o an kendini gerçekten test etmeye başlıyorsun.

Kendi iç sesim:

– “Hadi ama, daha 3 dakika bile olmadı, biraz daha dayansan ne olur ki?”

Vücudum:

– “Neler yapıyorsun? Sen burada yalnız değilsin, her bir kasım isyan ediyor şu anda, lütfen 2 dakika yürüyelim!”

İşte tam o an, koşmanın kuralı devreye giriyor: “Eğer koşuyorsan, koşmayı bitir.” Tamam, sen ne kadar ‘hızlı koşmam gerekiyor’ diye düşünsen de, bir süre sonra fark ediyorsun ki hız değil, süre önemli. 10 dakika koşmak, 5 dakika koşmaktan çok daha değerli. Burada da önemli olan şey: Motivasyon. Çünkü vücudun seni en zayıf anında terk etmek istese de, senin kararların seni orada tutmalı. Yavaş ama kararlı bir şekilde ilerle!

Koşmanın İkinci Kuralı: Koşarken ‘Beni Görmeyin’ Modu

Bunu her koşan biliyor: Koşarken dünya senin etrafında dönüyormuş gibi bir hisse kapılırsın. O kadar öylesine bir hızla koşarsın ki, etrafındaki her şey silikleşir. Ama birden, “Neden bu kadar hızlı koşuyorum?” diye sorar ve seni gözlüklü bir şekilde izleyen o insana bakarsın. O an, hepimizde aynı düşünce belirir: “Beni görme, lütfen. Yavaşlamak zorundayım!”

İç sesim burada devreye giriyor:

İç ses: “Aa, koşmaya başladın, işte bu! Ama ne kadar güzel görünüyor bu manzara. Ama ben bu kadar hızlı koşarsam… Acaba kaç kilometre sonra bayılırım?”

Veya bir başka senaryo: Koşarken karşıdan gelen bir grup bisikletliyle göz göze geliyorsun. Tabii ki, “Ben bu hızla gidiyorsam, bunlar ne hızla gidiyor?” diye düşünürken, o bisikletliler sana doğru çok hızla yaklaşmaya başlar ve sen birden hızını iki katına çıkarırsın. Ama ne yazık ki bisikletliler seni geçip giderken hâlâ 3 adım daha hızlı koşmaya çalışıyorsun. İşte o an tam bir acemilik. Koşmanın 2. kuralı, bisikletçilerle kıyas yapmamaktır.

Koşarken Terleme ve Hava Durumu: “Bugün Havanın Durumu Ne?”

Koşmaya başladığın an, vücut elinden geleni yapacak, sana ne kadar terleteceğini gösterecek. Bunu düşünmek bile terletiyor aslında. İzmir’in o nemli havası, koşarken vücudunu gerçekten bir sauna gibi hissettirebilir. O yüzden koşarken hava durumu raporunu mutlaka kontrol etmelisin.

Ama tabii, koşmakla terleme arasında bir bağ kurmak çok kolay. Bu yüzden, terlemeye başlamadan önce şunu düşünmelisin:

“Bugün sıcak mı, soğuk mu?”

“Rüzgar var mı?”

“Eğer rüzgar varsa, ben bu teri nasıl yakalarım?”

“Bu kadar terledikten sonra eve gitmek için ne kadar su içmeliyim?”

Tabii ki her sorunun cevabı koşmadan önce verilmesi gereken kurallar arasında yer almaz. Hani ben koşmayı bırakıp bir kafede otursam, şuradaki soğuk kahveyi içsem diye düşündüğüm anlar oluyor. Ama yine de devam etmek gerek, çünkü bir hedef belirledim, değil mi?

Koşma ve Sosyal Hayat: Koşanlar, Koşamayanlar

Arkadaşlar arasında koşmaya karar verdiyseniz, koşmanın kuralları arasında sosyal ortamınıza uyum sağlamak da var. Diyelim ki koşuya çıkacak 3 arkadaşınız var. Her biri, “Yavaş koşarım”, “Hızlı koşarım” diye söylenip duruyor. O sırada biri mutlaka seni izleyecek, diğer arkadaşın ise “Bu ne hız, ben seni geçerim!” gibi şeyler söyleyecek.

Bir anda komik bir yarışın içine girebilirsin. Hatta, sen yavaş koşarken, sana bakıp “Sen mi koşuyorsun?” diyen biri ile göz göze gelebilirsin. Bu durumda, birinci kural tekrar devreye giriyor: Koşmanın 3. kuralı: “Senin hızın sana, onların hızları onlara ait.”

Sonuç Olarak: Koşma Bir Sanat, Ama Komik Bir Sanat

İzmir’de koşmak, akşam saatlerinde bir çakıl taşının seni düşürmesi ve her şeyin bir komediye dönüşmesi gibi. Her ne kadar dışarıda “çok havalı koşan biri” gibi durmaya çalışsam da, aslında koşmanın temel kuralı, “kendi hızını bulmak”tır. İster hızla koş, ister tembellikten bir adım atmaya bile korkma; önemli olan koşmayı bırakmamak.

Ve unutma, iç sesin ne kadar seni terletse de, “Sonunda ulaşacağın yer, gerçekten çok güzel olacak” diye düşün. Koşmanın kuralları aslında çok basit. Yavaş ya da hızlı, önemli olan bir adım atmak ve o adımın seni gülümsetmesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbethiltonbetBetexper giriş adresihttps://www.betexper.xyz/betci.cobetci girişhiltonbet güncelTürkçe Forum